Özel Röportaj: Mindy McGinnis Özel Dosya: Kitap Fiyatlarının Akıl Almaz Yükselişi Oyun Günlüğü | The Game Diaries #29: Her Story
Ekran Başında: The Conjuring 2


İnceleme: The Deal Özel Dosya: Stephenie Meyer Konuşuyor

27 Mart 2015 Cuma

Etkinlik: "Seviyorum, Sevmiyorum: Genç Yetişkin Kitapları"

Sevgili okur! Aşağıdaki blogger arkadaşlarımın katılımıyla yeni bir etkinlikle karşındayız! Bugün hem sevdiğimiz hem sevmediğimiz yönleriyle genç yetişkin edebiyatından bahsedeceğiz.



İşte katılımcı listesi:
Katılmak isteyen herkes konuyu blogunda işleyip bize gönderebilir. = )

  1. Seviyorum: Bildungsroman özellikleri taşımasını seviyorum. Bir gencin, çocukluktan çıkıp büyümesi, bu süre içinde yaşadıkları ilgimi çekiyor. Kitabın ya da serinin sonunda şöyle bir geriye dönüp baktığımızda karakterlerin gelişimini görebiliyoruz. 
  2. Sevmiyorum: Detay ama hep aynı isimlerin kullanılması artık bana komik geliyor. Örnek vermek gerekirse, Damon, Daimon, Kaiden, Kaden, Caiden gibi bıkkınlık getiren isimler var.
  3. Seviyorum: Karakterlerin ilk kez deneyimledikleri. Okulun ilk günü, ilk aşk, ilk dost. Yazar da güzel işleyebilmişse, okuması keyifli oluyor. (Evet, bu biraz birinci maddenin uzantısı gibi oldu.)
  4. Sevmiyorum: "Herkes de ona aşık" durumu. Esas kızın en az iki, genellikle üç talibi olması. Kızın bunların arasında gidip gelmesi, bir türlü kafasını toplayamaması. Genellikle sevimsiz bir durum, nadiren komik ya da eğlenceli olabiliyor.
  5. Sevmiyorum: Zengin bitch kız. Okulun en popüler çocuğu. Bu tipler işte. Kim sever ki onları?
  6. Seviyorum:  Gençlerin yaşayıp anlatamadıkları. Gerçek problemler. Bu temayı işleyen kimi kitapların hem gençlere hem ailelerine ve arkadaşlarına faydalı olacağını hatta belki yol gösterebileceğini düşünüyorum. 
İşte ilk aklıma gelenler! Herkesin neler yazdığını çok merak ediyorum. İşte bu nedenle hemen birlikte katılımcı blogları ziyaret ediyoruz. = )

11 yorum :

  1. Aşağı yukarı aynı şeyleri yazmışız, demek ki Young Adult'ın genel sorunu/iyi yönleri bunlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben, "Güçlü kadın karakter varsa -Katniss gibi- seviyorum," yazmayı unutmuşum. Sende görünce fark ettim. = )

      Sil
  2. görünce duramadım ben de kendi listemi yaptım :))
    http://periodiclibrary.blogspot.com.tr/2015/03/etkinlik-seviyorum-sevmiyorum-genc-yetiskin-kitaplari.html

    YanıtlaSil
  3. Bloga yazmaya üşendim buradan katılayım dedim. :)

    Bakalım...

    Seviyorum: Yaşadıkları çılgınlıkları okumayı.
    Seviyorum: Dostluklarını. Kopmaz bağları.
    Seviyorum: Kardeşleri için, ailesi için kısacası sevdikleri için elinden geleni yapan, fedakar karakterleri. Meleğin Düşüşündeki gibi mesela yada Açlık Oyunları.
    Sevmiyorum: Zayıf kadın karakterleri. Fazla saf ve masum olmalarını. Sonrada okulun en piç ve havalı çocuğu gelir ona aşık olur falan. Hatta kız onunla birlikte havalı olmaya başlarda hiç yoktan başka erkeklerde çıkar bir anda senelerdir süklüm püklüm duran kıza aşık olurlar.
    Sevmiyorum: Her iki karakterinde daha ilk 50 sayfada ölümsüz bir aşka tutulmalarını. Özellikle de seri bir kitapsa.
    Sevmiyorum: Kızın çirkin olmasını, erkeğin ise aşırı yakışıklı kaslı uzun boylu olmasını. Eşit yapın kardeşim karakterleri. Yada erkekleri de çirkin yapın. -_- Nedir bu çirkin kız yakışıklı erkek sendromu.
    Sevmiyorum: Aşk üçgenlerini. Bayıyor artık. Ne istediğini bilmeyen kız ya ona ya buna yanaşır falan.
    Sevmiyorum: İyi kız & Kötü çocuk ikilisini. Yani aslında tam olarak sevmiyorum diyemem ama baydı diyebilirim.
    Sevmiyorum. Karakterlerin 16 yaşında olmalarını...

    Bu liste uzar gider... Ay ben komple Genç-Yetişkin kitapları sevmiyorum diyeyim bari. :D Eskiden seve seve okurdum artık zevkim epey bir değişmiş. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar için işin kolayına kaçmak oluyor bu. İşte ilk 50 sayfada karakterleri aşık etmek, klişe tiplere baş vurmak, inandırıcı olmayan aşk üçgenleri kurmak vs. Yoksa mesela bir Every Day (David Levithan), bir Crank (Ellen Hopkins) muhteşem. Ülkemizde yayımlanan kitapları "çoğunluğun beğenisi" şekillendiriyor. Hiçbir yayınevi risk almak istemiyor. Tercih edilen, satılan kitaplar da maalesef o "sevmiyorum" dediğimiz şeyleri içeriyor. "Öküz, öküz," diye ağlaşan mini mini kızlar oldukça... Kısır döngü. = )

      Sil
    2. Edebi icerik diye bisey kalmadi kitaplarda. Artik sokak agziyla bile yazilip ciziliyor kitaplar. Tamam arada bi nefes almak adina bu kitaplari okuyoruz fakat 'roman' kavraminin cok otesindeymisiz gibi hissesiyorum. Tv'ye aptal kutu diyip ondan uzaklasarak, dizilerin kagida dokulmus hallerini okuyoruz. Basit hikayeler, basit kurgular, okuyucuyu kucumseyen yazarlari populer yapmalar. Kadinlari ezik gosteren kitaplar....

      Su gecen yillarda o kadar cok bos kitaplarla doldurmusum ki kitapligimi simdi icim aciyor. Umarim simdiki senin tabirinle mini mini kizlarda birgün benim gibi doyar bu kitaplarada edebi degerleri olan kitaplari okuduklari an iste o zaman kitap okuduklarini hissederler.

      Sil
    3. Katılıyorum. Popüler kültür okumak kitap okudum demek için yeterli değildir kesinlikle. Ama elbette daha derin olanlara geçebilmek için bir yerde başlangıç yapmak gerek. Mesela benim neslim olan bir çok kişi Harry Potter ile başladı okumaya. Sonra derinleştirdi. Kızmak yerine çevremizdeki bu tarz kişilerin ellerine başka kitaplar tutuşturup yavaş yavaş alıştırmak daha iyi. Ben kardeşimin okuma zevkini baya değiştirdim örneğin.

      Sil
  4. İsim konusuna değinmedim ama çok haklısın ki genel de var bu. Her türde. Sanki anlaşmışlar gibi fantastikse bu isim gider NA ise bu isim diyerek aynı isimleri kullanıp duruyorlar (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle! Ortak isimleri olan, birbirlerine çok benzeyen insanları okuyup duruyoruz sanki. = )

      Sil
  5. Evet yahu! Özellikle çeviri kitaplarda baş karaktere HERKES aşık!

    Okumayı sevdiğiniz için Kafa Dergi adındaki blog'umu seveceğinizden eminim! :)

    YanıtlaSil

Linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...